Kemik Erimesinde Kemik Yoğunluğu Ölçümünün Önemi
- Kemik Erimesinde Kemik Yoğunluğu Ölçümünün Önemi
- Kemik Erimesinin (Osteoporozun) Tanımı
- Osteoporozda Tanısal Yaklaşımın Temel Taşı: Kemik Yoğunluğu Ölçümü
- Kemik Yoğunluğu Ölçümünde Değerlendirilen Parametreler
- Kemik Yoğunluğu Ölçümünün Klinik Önemi
- Kimlerde Kemik Yoğunluğu Ölçümü Yapılmalıdır?
- Kemik Yoğunluğu Ölçümünün Sınırlılıkları
- Sonuç ve Klinik Değerlendirme
Kemik Erimesinin (Osteoporozun) Tanımı
Kemik erimesi, tıbbi adıyla osteoporoz, kemik kütlesinin azalması ve kemik mikro mimarisinin bozulması sonucunda, kemiklerin kırılganlığının artması ile karakterize sistemik bir iskelet hastalığıdır. Osteoporozda kemik dokusu yalnızca miktar olarak değil, aynı zamanda kalite açısından da zayıflar; bu durum minimal travmalarla dahi kırık oluşma riskini belirgin şekilde artırır.
Osteoporoz genellikle sessiz seyirli bir hastalıktır ve çoğu zaman ilk bulgusu düşük enerjili kırıklar şeklinde ortaya çıkar. Özellikle omurga, kalça ve el bileği kırıkları, osteoporozun en ciddi klinik sonuçları arasında yer alır. Bu nedenle erken tanı ve risk değerlendirmesi, hastalığın yönetiminde temel öneme sahiptir.
Osteoporozda Tanısal Yaklaşımın Temel Taşı: Kemik Yoğunluğu Ölçümü
Osteoporoz tanısında ve kırık riskinin öngörülmesinde kemik mineral yoğunluğu (KMY) ölçümü, günümüzde altın standart yöntem olarak kabul edilmektedir. Klinik muayene ve laboratuvar bulguları osteoporoz şüphesini destekleyebilse de, hastalığın objektif olarak ortaya konulması ve tedavi kararlarının verilmesi için kemik yoğunluğunun sayısal olarak değerlendirilmesi gereklidir.
Bu noktada en yaygın kullanılan yöntem Dual Enerji X-ray Absorpsiyometri (DEXA) ölçümüdür. DEXA, düşük doz radyasyon ile kemik mineral yoğunluğunu ölçen, güvenilir ve tekrarlanabilir bir yöntemdir.
Kemik Yoğunluğu Ölçümünde Değerlendirilen Parametreler
DEXA ölçümünde sonuçlar genellikle iki temel skor üzerinden raporlanır:
- T-skoru:
Hastanın kemik yoğunluğunun, genç erişkin referans populasyon ile karşılaştırılmasıdır.- T-skoru ≥ -1: Normal
- T-skoru -1 ile -2,5 arası: Osteopeni
- T-skoru ≤ -2,5: Osteoporoz
- Z-skoru:
Hastanın kemik yoğunluğunun, kendi yaş ve cinsiyet grubuyla karşılaştırılmasıdır. Özellikle genç bireyler ve sekonder osteoporoz şüphesinde önem taşır.
Bu skorlar, yalnızca tanı koymakla kalmaz; aynı zamanda kırık riskinin nicel olarak değerlendirilmesini de mümkün kılar.

Kemik Yoğunluğu Ölçümünün Klinik Önemi
Kemik yoğunluğu ölçümünün osteoporoz yönetimindeki önemi birkaç başlık altında ele alınabilir:
- Erken Tanı ve Risk Belirleme: Osteoporoz, klinik olarak belirti vermeden ilerleyebilen bir hastalıktır. Kemik yoğunluğu ölçümü sayesinde, henüz kırık gelişmeden önce osteopeni veya erken osteoporoz saptanabilir. Bu durum, önleyici tedavilerin zamanında başlanmasına olanak tanır.
- Kırık Riskinin Öngörülmesi: Kemik yoğunluğu ile kırık riski arasında doğrudan bir ilişki vardır. Düşük kemik yoğunluğu, özellikle kalça ve omurga kırıkları açısından ciddi bir risk faktörüdür. DEXA sonuçları, klinik risk faktörleri ile birlikte değerlendirilerek bireysel kırık riski hesaplanabilir.
- Tedavi Kararının Verilmesi: Farmakolojik tedavi gerekliliği, büyük ölçüde kemik yoğunluğu ölçüm sonuçlarına dayanır. Hangi hastada yalnızca yaşam tarzı düzenlemeleri yeterli olacak, hangi hastada ilaç tedavisi başlanacak sorusunun yanıtı, kemik yoğunluğu ölçümü ile netlik kazanır.
- Tedavi Etkinliğinin İzlenmesi: Osteoporoz tedavisi uzun soluklu bir süreçtir. Başlanan tedavinin kemik yoğunluğu üzerindeki etkisini değerlendirmek için belirli aralıklarla yapılan DEXA ölçümleri büyük önem taşır. Bu sayede tedavinin etkinliği objektif olarak izlenebilir ve gerekirse tedavi planı revize edilebilir.
Kimlerde Kemik Yoğunluğu Ölçümü Yapılmalıdır?
Kemik yoğunluğu ölçümü, özellikle aşağıdaki risk gruplarında mutlaka değerlendirilmelidir:
- 65 yaş üzeri tüm kadınlar
- 70 yaş üzeri erkekler
- Erken menopoz öyküsü olan kadınlar
- Uzun süreli kortikosteroid kullananlar
- Düşük travmalı kırık öyküsü olanlar
- Ailede osteoporoz veya kalça kırığı öyküsü bulunanlar
- Romatizmal ve endokrin hastalıkları olan bireyler
Bu gruplarda yapılacak düzenli ölçümler, osteoporozun sessiz ilerleyişinin önüne geçilmesinde kritik rol oynar.
Kemik Yoğunluğu Ölçümünün Sınırlılıkları
Her ne kadar kemik yoğunluğu ölçümü tanıda temel bir araç olsa da, osteoporozun yalnızca kemik yoğunluğu ile değerlendirilmesi yeterli değildir. Kemik kalitesi, düşme riski, kas gücü ve postüral denge gibi faktörler de kırık riskini belirleyen önemli unsurlardır.
Bu nedenle ölçüm sonuçları, mutlaka klinik değerlendirme ve hasta öyküsü ile birlikte ele alınmalıdır. Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon uzmanının rolü, bu bütüncül değerlendirmeyi yaparak kişiye özgü bir tedavi ve takip planı oluşturmaktır.
Sonuç ve Klinik Değerlendirme
Kemik erimesinde kemik yoğunluğu ölçümü, erken tanı, risk sınıflaması ve tedavi yönetimi açısından vazgeçilmez bir tanı aracıdır. Sessiz seyreden osteoporozun görünür hale gelmesini sağlayarak, kırık gelişmeden önce önlem alma şansı sunar.
Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon uzmanı olarak temel hedefimiz; osteoporozu yalnızca kemik kaybı olarak değil, fonksiyon kaybı ve yaşam kalitesini etkileyen çok boyutlu bir hastalık olarak ele almaktır. Kemik yoğunluğu ölçümü, bu bütüncül yaklaşımın başlangıç noktasını oluşturur ve etkin bir osteoporoz yönetiminin olmazsa olmazıdır.

Dr. Öğr. Üyesi Elif Berber
Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon